Karbondan Elmasa, Elmastan Plazmaya

“Bir sabahı aldım ve içini çamurla doldurdum. Dedim ki kendimce elimdeki çamura, sen kötüsün. Sana bugün biçtiğim rolde kötü olmayı hak ediyorsun ve her kötü anımda bana eşlik etme görevini sana bahşedeceğim. Şimdi kör ellerimde nasıl bir şekle bürüneceğini sen seçeceksin. Tüm olumsuz koşullanmalarımı ve birikmiş öfkemi , kinimi akıtmaya başladım zihnimden gözlerime ve koordine bir şekilde ellerime. Önce kötülüğün resmini çizmeye çalıştım üstüne ve başaramadım. Hissettiğim başarısızlığın ağırlığı elime bir kalem almayı ve üzerine negatifi kusmayı hayal ettirdi. Delik deşik yapmaya başladım elimdeki çamuru ve eş zamanlı konuşuyordum ona kötülüğü.”

“Sen kötüsün,başarısızsın,yetersizsin,yapamıyorsun, iyi bir şey çıkaramayacaksın,kötünün bile iyisi olamazsın” ve yansıttım elimdeki çamura her bir eksikliği. Yavaş yavaş dağılmaya başladı çamurum.Gün geçtikçe yıkılıyor, parçalanıyor ve parçalar artık birbirine farklı formda kavuşuyordu.

“ Neden çamur neden? Neden iyi olamıyorsun? Neden bir çamurdan muhteşem eserler yapmak varken neden bir forma giremiyorsun? Bu kadar mı kötü olmak zorundasın? Bu kadarcık mısın? Eserimi sevmek istiyorum ancak iyi olmak namına hiçbir şey yapmıyorsun. Mutsuz anlarımda eşlik edecek güzel bir şey olabilir hem de negatiflerimi tutabilmelisin içinde.Hem güzel olup hem de kötü olabilmelisin.Bir forma girmezsen tutamam ki seni yanımda. Benim olmazsan seninle olamam ki.”

Ve konuşmalar çamur şeklini almaya başladıkça devam etti.

“Bir şey olmalısın çamur. Bir şey olmalısın. Seni yaşatmam için bana değerli bir şey sun. Sendeki potansiyeli ortaya çıkarmam için bana bir şey ver. Sana inanmamı sağla. Seni sevebilmeliyim. Yok yok sevmemeliyim. Bir dakika zaten sana biçtiğim rol kötü olman adına değil miydi? Nereye geldik, nasıl geldik buraya? Beni nereye sürüklüyorsun çamur?”

İçimde adını konduramadığım milyonlarca söz birleşip karşımda vücut bulmaya çalışıyor ve ben devam ediyorum işlemeye çamuru karanlığımla.Konuş diyorum iç ses seni dinlemek için buradayım ve şekle çok da takılamıyorum artık. Devam et anlat derdini kırılmış kusursuzluk hayali olan benliğim anlat.

“ Neden bana bunu yapıyorsun diyor çamur şimdi. Anlamıyorum seni. Öfkeliyim olamamışlığına, ulaşılamazlığına öfkeliyim. Sana yaklaştığımı zannettiğimde elime geçen her bir gölgen ağlattı beni. Beni üzdün çamur parçası. Bir şey ol diyorum sana lütfen! Üzme beni lütfen. Ol diyorum.Bir dakika neden şimdi böyle hissediyorum?”

Tanrısallığının ulaşamadığı bir bilinçle karşı karşıya gelmişti şimdi çamuru ve onu şekillendirmeye çalışan insanı.

Ve belki de ilk amaç sonucu doğurmuştu. Zorlantıya eşlik edecek bir parçayı dışsallaştırmaya çalışırken içinde hissetmeye başladı insanoğlu-kızı. Kusurlu parçadan uzaklaştı ve oturdu kendiliğiyle.

“ Zaten kusurlu olmasını ve kötü olmasını hayal etmiyor muydum? Şimdi başarılı olmamış mıydım? Ortaya kusurlu bir şey çıkarmış olma amacım yok muydu zaten? Erişmek istediğim kötülüğe de erişmiştim.”

Ve zihnimde bir yeni soru canlandı. Gerçekten amacımdan emin miydim?Bunu gerçekten ben mi istemiştim? Kusurlu bir şeyi ortaya serme ihtiyacım-amacım ya da başka ne dersek bu konuda başarılı olmuştum amacıma da ulaşmıştım. Aşağılanacak bir parçayı dışarı koymuştum artık. Dönüp dönüp bu hisle karşılaştığımda sığınabilirdim ona. Ancak bunu gerçekten ben mi istemiştim? Neden böyle bir şeyi yaptığımı ve yapmak istediğimi sorguladım.

İşte o an içimde bir ateş yanarcasına bir hıçkırık ve bir üzüntü yağmuru geldi. Yağmur dedimse aldırış etmeyin. Sanki bir lav sıçrıyordu üzerime. İsyan derdim bu hisse. İnkarda buluşan mavi ve kırmızı gibiydi bu his.

“ Şimdi içimden özür dilemek geliyor. Şimdi gerçekten bir af ihtiyacı hissediyorum. Şimdi itiraf etmek istiyorum sanki bir şeyleri. Ve ilk parçaya çamuruma geri dönüyorum. Aslında seni çok seviyordum ve hep benimle kalacak bir şeye ihtiyacım vardı. İyi şeylerin hep gideceğini düşünmek değildi aslında bendeki. Ancak hayatımda o kadar karanlık vardı ki artık onlara sahip çıkmayı öğrenmiştim. Ve sen çamur. Saftın. Ne yöne gitsem oraya gelecektin. Sana ne yapsam tamam diyecek gibiydin. Saflığın korkuttu beni çamur. Seni kötülemenin daha kolay olacağını düşünmüştüm. Ancak sana sıçratmaya çalıştığım karanlığım gün sonunda kendi kırgın parçalarımı avuçlarıma verdi. Sen değildin çamur benim canımı acıtan. Ellerim geçmişimin kırılgan parçalarıyla kesildi ve ben üzüldüm. Hisler çok ağırdı ama bana ağır gelen sensin sandım. Gözlerimi açtığımda yalnızca çamur olduğunu hatırlamak beni duraklattı.”

“Sanki ne kadar özür dilesem kabul edilmeyecek gibi hissediyorum çamur. Sen öylece duruyorsun ve bana belki de yalnızca yaratıcı ya da şekilci diyebilirsin kendi varlığında neye karşılık geliyorsa.Senin gözünde affımın bir değeri yok. Ancak benim gözümden sana bir değer atfı vardı. İlkin de dediğim gibi sen bir şey olmalıydın!”

Bana ait olmayan gelen hislerin misafirliğinde biraz kahveden yumdumlayıp devam ediyorum.

“ Olamadığın her şey için özür dilemek istiyorum senden. Sen zaten bir şeydin bir adın vardı çamur diye. Senden daha fazlasını ya da daha azını yapma fikri benimdiyse bu fikrin komplikeliğinin sorumlusu belki de bendim. Sana yaptığım saygısızlığın cezasını sana yaptıklarımın zihnimde açtığı delikten hislerimin zihnime erişmesiyle ödüyorum. Senden hep özür dilemek ve affedilmemek istiyorum.”

“ senden güzel şeyler ortaya çıkarma fikri gelene kadar uzak kalmak istiyorum senden. Ve rızan varsa işlevli,üretken ve iyi güzel olmaya ve öyle hayatımda kalmaya ,o zaman buluşalım seninle masada.”

Ansızın gelen duyguların misafirliğini yapmayı öğrendiğimden beri izlemleri daha iyi anlamaya başladım. Film izlemekten , müzik dinlemekten, kitap okumaktan insan yapıtlarına ‘mimari dışı’ el sürmekten hoşlanmıyorum artık. Bir sarmal daha kapanıyor sömürüsünü yaptığım dünyada.

Aceleyi ve Pan’ın Labirentini sürdürmeyi bırakıyorum artık. Kusurluluğumun sorumluluğunu almakta zorlanıyorum ama halen.

Ve ne yaratıcısı hatalıydı masaya otururken ne de çamuru gerçekten saftı.

İnsan kelimeleri yeterli gelmiyor sanki varlığımı ifade etmekte. Dans ediyorum ben de . Çamurla.

Kötülüğüme kötülük, iyiliğime iyilik katıyor. Ve insan oluyorum her gün çamurla. Hatırlıyorum kırılganlığımı, yapışkanlığımı, hatırlıyorum ‘olma ihtiyacımı, hatırlıyorum yap sözünü, tersten okuyorum sonra yap’ı. Her bir yapıtın bir payı vardı dünyada. Saygı duyuyorum insanlığa. Ancak tapınamıyorum yapıtlara. Beni zorlayan ve büyüten insanlıkken hiç büyümek istemeyen çocuk halimin isyanı diyorum dünyaya. Yetişkin benliğime diz çöktüren böylesine bir çocukluğa sahip olmak ilkin çocukların gücünü yüceltme fikrine sahip olmaya doğru itse de beni biliyorum ki bir yetişkinin merhametinin gücünün daha üstün bir konuma geldiğini fark ediyorum. Bir seçim yapıyorum çocuk benliğim ve yetişkin benliğim arasında bu yüzden. Büyüyorum içimdeki çocuğa yetişebilmek için.

Katarsislerimden damıttığım şimdiliğimle yürürken , çamur olmaya doğru.

Not: okurken arkaplanda dinlemek istersen diye!

Blxst- Is That Too Much

Drake-WNBA

Yorum bırakın