Göster bana diye başlayan her cümlenin sonunu dinlerken yok oluyorum.

Zaten görseydi gözler seslenir miydi nesneye?
Zaten göremeyecek olana göstermenin faydası neredeydi? Sesimi hangi savaşın kurbanına feda etmeliydim? Kim kazanacaktı yokluğun savaşında?
Hiç hayal kurar mısın okuyucu? Peki ya çalındı mı hiç kurduğun hayallerin ,göğe tezahür ettirirken yakalandın mi hiç.? Olmamış kendiliğinin hayali ve hala sevmek o halini? Saklamak bir sevdayı en derininde ne zordu.
Kendilik sevgisi ne çok katman ve kalıp istiyordu. Bulunan mıydı kendilik hayali, kurulan ideallik miydi yoksa? İnsan kendi olmak için çaba mı sarf etmeliydi yoksa pasif sevgiyle de kendilik olunan bir şey miydi?
Ara sokaklarda grafiti yaparken polislerden kaçanlar değil miydi kendiliğini sevenler? Ulu orta yere düşüncesini atanlar veyahut duygularını sokak ortasında kahkahayla yaşayanlar. Birilerini rahatsız etme pahasına kendini seçenlerin sırrı neydi?
Bir insanın kendisini kendi eliyle onaylaması için varlığını bizzat kendi teyitlemesi için kaç savaş daha vermeliydi ya da kimden izin istemeliydi?
Bizler birbirimizden neler saklıyorduk , yarı çıplak insanlığımızın parçalanışının ardında neler yatıyordu? Bir DNA neden çekirdekte gizleniyordu? Kaç hücre feda edilmeliydi bir yaşam için ve ne zaman gelirdi dur komutu. Ölümden sonrası sevgili okuyucu aklını hiç kurcalamaz mı gerçekten?
Bir yaşam bir insana nasıl yetebilirdi ki? Bir başkasının olmadığını kim söyleyebilirdi?
Bu anlatıda sana yokluğun anatomisini çizmeyeceğim hatta söze döküp bile anlatmayacağım. Okültizmi ve kollarını dökmeyeceğim kucağına. Çünkü karanlıktan geçen her yolcu bilir ki bir karanlık bir başka karanlığa çok da benzemez. Bir boşluk bir diğer boşluğun aynı değildir. İnsan kendi boşluğunda özgürlük bulur.
Rahatlama alanlarımızdır özgürlüklerimiz. Astrolojiyi incelediğinde özgürlüğü Kova burcu temasında okumanı söyleyecekler. Aslan-Boğa antisyalığını ve Kova-Akrep antisyalığını anlaman için özgürlüğü doğru tanımlaman gerekecek. Zihninin , duygularının ve bedeninin tüm boşluklarını ruhtan okumayı öğrenmelisin merakındaysan boşluğun anatomisinin. Soruları soruyorum ki çağrışımlarla gerçek bir bağ kurabilecek misin? Kendine bu soruları kaç kez sorunca değişebileceğini keşfedeceksin merak ediyorum.
Çağ değişim çanlarını çalmaya başladı epeydir, bir curcunadır insanlarda cereyan eden şimdi. Güzel sırlar sakladıkça çiçeklerle süslenir bahçen boşluğunu kimin yükleriyle yüklendinse onlar oluşturdu damarlarını. Şimdi bir anda uzaklaşsan insanlardan kendiliğini merkeze alsan deliliğe rağmen gidebilecek misin bir sonraki kendine?
Gitmek meseleydi de gittiğinde hoşnut olabilecek misin sonraki hallerinden? Hoşnut olmamaya rağmen kalmayı keşfedebilecek misin karanlık bir ormanda yolcu.

Ve aşk çoktandır anlamını yitirdi boşlukta. Çünkü özle yüzleşmenin bir adım öncesidir aşk. Öze ulaşmamak için bir başkasındaki öze tutunmaktır aşk. Şimdi her şeye rağmen kendini mi değerli göreceksin yoksa aşkı mı?
Boşluğun anatomisi ve sırların dünyasında her tanımı erittiğimizi bilmelisin okuyucu/yolu okuyan yolcu.
Aşkı silip atmayı keşfedebilirsen ,dünyada en yüce ne kaldı şimdi geriye? Hangi tanımın mucidisin?
Bulunduğun boşluktan zihnin bir ses ürettiğinde bulacaksın kendiliğini.
Bilmiyorum diyor benimki. Kendimi bilememenin ve bilinmezliğin tanımını keşfediyorum.
Bilgiye taptığım yıllarımı yakarcasına şimdi kendimi sevebilecek miyim?
İlkelliğin bünyeme verdiği tiksinti hissi korkudan mı kaynak alıyor yoksa…? En başa yani hiç var olmamaya döndüğünde regrese olmuş tüm fonksiyonların yalnızca bir çağrıyla döner mi hayata? Bulacaksın cevabı.
Bilinmezlikten doğacak olan şeydi bilgi. Ve yaratımı çalmıştı insanlık. Neyin yaratıcılığını üstlenmekti niyetin?
Ne taptığın yanlıştı ne de onu yıkmaların. Dualitenin dünyası bu ,önceliklerin dinamik bir hassasiyeti mevcut. Şimdi böylesine yüzleşeceksen yaşamla, arayışın sonuna geldiğinde elinde bir sörf tahtan olmalı. Hayat okyanusunda dalgalar çok da masum olmayabilir…
Not:
Uzun süredir yoktum kendi köşemde , uzun zamandır yoktum derinliğimde. Aldım elime kahvemi yalnızlığın keyfindeyken yazıyorum sana bunları bir ufacık da şarkılar var dinlemeni dilediğim.
Flört-Özledim 😌
Birkan Nasuhoğlu- Biliyorum, geçer
Ediz Aksay,Şenceylik-4 Boyutlu Ev








