
Parmak sallar gibi sözleriyle seslendi geceleyin annesi. Uyuma vakti gelmiş , Rosalia uyumamak için gözlerini yummuştu. İhanetin ilk adıydı belki.Karşı gelmenin ilk vücudu.
Rosalia’nin uyumaması rahatsız etmiş olmalı ki tanrıları bir kabus koydular gözlerinin taa içine. Uyumamak için gözlerini kapatanın içinde artık bir boşluk cereyan etti.
Uyku tatlı körlük baş döndürücüydü.Birbirine benzeyen ikizmişçesine karıştırdı herkes onları.
Rosalia’nin kabusu.
Gözün bebeği.
Yavaş yavaş ölmeyi icat etti kız çocuğu. Diken diken kırılmayı.
Çalınan güzelliğin haram zevkine neden kimse karşı gelmedi?
Annesi uyu dediğinde uyusaydı ya sahi. Annesi nereden biliyordu uyumayı ki.
Uyuyanlar ve hiç göremeyenlerin ne gibi bir farkı olabilirdi?
Yarım kalmışlar ve hiç olmamışların farkı mıydı bu?
Renkli dünyanın göz bebeğiydi uyku. Ansızın dalınan karanlığın tatlı serüveni.
En güzel rüya yarışmasının galibi olabilecek Rosalia uyumadığı için mi kazanamamıştı?Tanrılar ona bir kabus vermiş ve yukarıdan kahkahalarla baş etmesini izlemişti sanki.
Tanrılar hiç yalnız olmamış ancak Rosalia annesinden ayrıldığı gece yalnızlığı keşfetmişti.
Artık yalın ayak gezebilirdi kabuslarda.
İnsansa dünyada.
Not:
Federico Albenese- We Were There ✨
Sevgiyle kal!
Yorum bırakın